Orta dolunca!

28 Şubat 2010 Yazan Ertürk Yıldırım  
Kategori Turgay Demir


Turgay Demir

Denizli nasıl olduysa uyandı, orta sahayı kalabalık tuttu ve Beşiktaş zorlu deplasmanda rahat kazandı. Kral çıplak diyeceksek, gerçek bu. Demek ki neymiş Mustafa hoca, orta sahayı kalabalık tutmak gerekirmiş. Manzara gayet açık ve net. Beşiktaş maçın her dakikasında kontrolü elinde tuttu. Ortadaki Ernst, Fink ve Toraman sağlam durunca arkadakilere pek fazla iş kalmadı. Sağ kanatta görev alan Tello, asist değil gol vuruşu yapacağı bir konumdaydı.. Daha maçın başında konumunun hakkını verdi. Ekrem ve Üzülmez sol kanattan defalarca bindirdiler.. İnanmayacaksınız ama Ekrem ilk kez topu da çok iyi kullandı.. Gol vuruşundaki sakinliği ve tekniği ise şaşırtıcıydı. Evet hoca bu kez doğru olanı yaptı. Tello ve Rüştü dışındaki tüm oyuncuları koşan, mücadele eden isimler arasından seçti. (Aynı şeyi Diyarbakır, Bursa, Manisa ve Gaziantep maçlarında yapmış olsa Beşiktaş şimdi ligi alıp götürmüştü..)

Bıkıp usanmadan yazdım
Her neyse, bir yerden başlaması da iyi diyeceğim ama diyemiyorum. Çünkü önümüzdeki hafta yine orta sahayı boşaltıp 4-2-3-1 ucubesine döneceğinden adım gibi eminim. Kayserispor çift forvet oynadı ve sahanın her yerinde eksik kaldı. İlk golde Fink dört kişinin arasından yürüyerek geçti tüm savunma seyretti. Tolunay Kafkas 21. dakikada Bayram’ı dışarı alıp Mehmet Eren’i geri çekti. Troisi ile hücum gücünü arttırmayı hedefleyen hocanın bu planı fazla bir şeyi değiştirmedi. İkinci yarıya başlarken Beşiktaş’ta Toraman biraz daha geri çekilirken, Ernst ve Fink rakibi daha önde karşıladılar.. Kayseri riske girip çok adamla saldırdı. Erken gol bulabilseler maça ortak olma şansları vardı ama Makukula’nın golü böyle bir maç için geç kalmıştı. “Nihat, Holosko, Tello, Tabata’dan en fazla ikisi sahada olmalı.. Orta sahada kalabalık olursa Beşiktaş’ın yenemeyeceği takım yok.” Bu cümlelerle aylardır bıkmadan, usanmadan Beşiktaş’ın kırmızı çizgilerinin altını çizdim.. O çizgiler çiğnenmeyince Beşiktaş, Beşiktaş gibi oynadı. Dün geceki hikaye bundan ibarettir.
Not: Toraman savunmanın sağında, Necip önde oynarsa bu sistem çok daha iyi çalışır. Benden söylemesi.

Nihat kumarı!

22 Şubat 2010 Yazan Ertürk Yıldırım  
Kategori Turgay Demir

Turgay Demir

Orta sahayı dörtleyen bir Beşiktaş bu maçın iyi oynayan tarafı olur. Üstünlüğü ele alır, rakibinden çok daha fazla pozisyon bulur. O pozisyonların kaçı gol olur ya da olur mu, orasını kimse bilemez. Gol biraz da şans ister.” Yukarıdaki satırlar cuma günü yazdığım derbi analizinden… Şu kazanır, kolaycılığına kaçmadan yaptığımız analiz sahadaki görüntüyle bire bir örtüştü. Savunmasıyla forvet hattı arasındaki mesafeyi 30-35 metre civarında tutan Beşiktaş (Gaziantep’te yapılamayan buydu), tıpkı Gençlerbirliği maçında olduğu gibi maçın patronuydu. Daha çok pozisyon buldular, rakip kale önünde çok daha uzun süre kaldılar. Elbette G.Saray’ın santrforsuz sisteminin de bunda payı vardı. Rijkaard, Jo’yu da yedek bırakmakla yetinmeyip bir de Servet’i yanında oturtup savunmada arıza çıkarmıştı. Hal böyle olunca Beşiktaş (özellikle soldan) her iki kanattan da bindirdi. Eğer bu bindirmeleri yapan Ekrem, Üzülmez ya da Toraman orta yaparken biraz dikkatli olabilseler Beşiktaş’ın daha ilk yarıda birkaç gol bulması işten bile değildi.

Son vuruşlar kötüydü
Beşiktaş daha iyi oynadı, daha çok pozisyon buldu. Nobre, Holosko son vuruşlarda şanssız ve biraz da beceriksizdiler. Bununla birlikte Nobre, Tello ve Holosko’nun duruma göre geriye gelmeleri Ernst’le Fink’in işini kolaylaştırdı. Özellikle Finkmükemmel oynadı. Denizli baskılı oynayacağını düşündü ve ceza sahasında karambollerin vazgeçilmez adamı olan Nobre’yi tercih etti. Böylece Galatasaray savunması üzerindeki baskıyı arttırken Beşiktaş’ın ön bölgede top tutmasını da kolaylaştırdı. Yani bu doğru bir tercihti. Yanlış olan tüm bunları görmezden gelip Nobre’yi çıkarıp yürüyecek hali olmayan Nihat’ı sahaya sürmesiydi. Sivok da asist yapınca Arda klasını konuşturup kötü oynayan takımına öne geçirdi. Beraberlik golünü Sivok’un atması da gecenin ödeşmesiydi. Beşiktaş, Denizli’ye rağmen kaybetmediği için sevinmelidir.

Sistemin çöküşü!

15 Şubat 2010 Yazan Ertürk Yıldırım  
Kategori Turgay Demir

Turgay Demir
Şu maç ilk yarıda bir değil beş olurdu Beşiktaş’ı Allah korudu… Üstelik Denizli yanlış sistemde ısrar etse bile mevcutlar içinde bu sistemi en iyi oynayacak 11′i sahaya sürmüştü. Buna rağmen orta saha boş kaldı. Çünkü geçen hafta Gençlerbirliği önünde savunma ile forvet arasındaki mesafeyi 30 metre civarında tutmayı başaran Beşiktaş dün Kamil Ocak’ta çiçek gibi açıldı! Siyah-beyazlı oyuncular birbirlerinden uzak durmayı sahaya yayılmak sanıyorlar… İsmail solda bekledi, Holosko sağda… Orta sahaya hiç destek vermediler. Mükemmel oynayan Olcan, desteksiz kalan Ekrem’in yanından tren gibi geçip sağ kanadı koridora çevirdi. Önde hiç baskı görmeden Beşiktaş kalesine diri gelen Gaziantep kazanmak adına her şeyi yaptı. “Hazır naklen yayın var kendimizi gösterelim” dercesine oynadılar. Deumi, Zurita, Olcan, İvan, Julio hepsi inanılmaz gayretliydi. Deumi’nin savunmadan bilinçli olarak çıkardığı iki uzun top var ki, Julio ve Beto biraz becerikli olsalar, Deumi 60 metreden asist yapmış olacaktı.

Denizli kabul etmeli
Beşiktaş orta sahasındaki boşluk rakibe kendini gösterme şansı verirken Tabata’nın kaybolmasına, Bobo’nun ileride yalnız kalmasına neden oldu. Holosko bir-iki kez içeri kat edip destek verdiğinde Bobo da, kendisi de pozisyon buldular. Soldaki İsmail ise tek kelimeyle sahada yoktu. İkinci yarıda Yusuf’u o bölgeye monte eden Denizli ön bölgede tutunmayı hedefledi. Ancak Deumi’nin nefis golü Beşiktaş’ı çıkmaz sokaklara soktu. Denizli son çare olarak Nobre’yi sahaya sürdü ama bu hamle de bir şeyi değiştirmedi. Beşiktaşlı okurlar boş yere ilk golden önce Ekrem’e yapılan faulü kafalarına takmasınlar. İyi bir Beşiktaş o golün altından kalkardı. Dünkü Beşiktaş ise onu yemese başkasını yerdi. Son söz: Sevgili Mustafa hocam… Bu takım 4-2-3-1 oynadığı müddetçe kazanması tesadüf olur, kaybetmesi değil. Bu sistemde öndeki üçlünün oyunun iki tarafını da oynayabilen, çok vasıflı futbolcular olmaları gerekir. Senin elinde böyle yıldızlar yok. Artık bu gerçeği kabul etmelisin.

Yanlıştan dönünce

07 Şubat 2010 Yazan Ertürk Yıldırım  
Kategori Turgay Demir

Turgay Demir

Mustafa hoca ameliyat sonrası dinlenme döneminde. Bu vesileyle bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletelim. Başkan Demirören, seçim zaferini Piramitler’i gezerek kutluyor. Kendisine iyi tatiller diliyorum. Taraftar, kongreden önce ne ise yine o. Takıma destekledikleri tezahüratların arasına dizi film reklamı gibi, “Yıldırım Demirören yeteeer!” sıkıştırıyorlar. Küçük bir grup da buna tepki gösteriyor. Ahali ihtilafta özetle. Saha dışı böyle, peki ya saha içi nasıl derseniz, biraz daha gayretli bir Beşiktaş izlediğimizi söylemeliyim. Sistem aynı, oyuncuların görev tanımları da öyle. Tek fark hücumcular ile savunmacılar arasındaki mesafenin kısalması. Bunun en önemli sebebi savunmanın öne çıkması. İkinci neden ise gününde olan Tabata‘nın Ernst ve Fink‘e yakın ve de özveriyle oynaması. Nihat ve Tello da aynı gayreti gösterebilseler ortadaki sorun ortadan kalkacak. Ne var ki, Tello gamsız, topsuz oyunda hiç yok. Sahaya neden çıkmış belli değil. Nihat ise oynar gibi yapıyor! Sorumluluk almaya korkuyor, kaçak dövüşüyor. Buna rağmen ilk golde katkısı büyüktü.

Tabata’yı kazandı

Dolayısıyla skora bakmaksınız şunu bir kez daha vurgulamakta fayda görüyorum; Beşiktaş bu sistemle oynayacaksa, kadroda koşmayan üç adam (Tabata, Tello, Nihat) kesinlikle aynı anda bulunmamalıdır. Tello ve Nihat çıkınca takımın coşması boşuna değil. Üstelik girenlerden biri Yusuf olmasına rağmen takımın temposu iki katına çıktı. Çünkü Holosko sağ kandı hareketlendirdi, orta alana destek verdi. İşte bütün hikaye bu. Sistem değişmeyecekse, oyuncular doğru seçilmeli. Duyarsız Tello ve öz güvensiz Nihat beklemedi, kendine güvenenler oynamalı. Yusuf en etkili olduğu bölümde yani son yarım saatte sahaya sürülmeli, ilk 11′de değil. Öte yandan Beşiktaş dün üç puanı alırken Tabata’yı da kazandı diyebilirim. Müthiş bir gol atan Brezilyalı futbolcu bu moralle önümüzdeki haftalarda daha iyi bir performans gösterecektir. Bundan şüphem yok.

İçten Demirören dıştan Laporta!

03 Şubat 2010 Yazan Ertürk Yıldırım  
Kategori Turgay Demir


Turgay Demir

Demirören niye kazandı ben biliyorum! “Dışarıdan bakınca kendimi başarılı buluyorum” dediği için. Başkan içeriden bakınca daral geldi. Gırtlağa kadar borç, temlikler vs… Kan-ter içinde kendini dışarı attı.. Kendine “dışardan” bakınca Laporta’yı görür gibi oldu… Çok başarılı olduğuna inandı ve bunu karşısındaki kalabalığa söyledi. Ey millet, ben başarılıyım! Şak şak şak. Bravo. Helal olsun sana büyük başkaaaan… Ey millet, Murat değişim istiyo ama ben zaten değiştim! Harikasınız Sayın Başkan… Bana hakaret edenleri yanıma aldım, arkamdan konuşanlara paye verdim, daha ne yapayım? Büyüksün başkan… Ey millet ben ayrıca borç yiğidin kamçısıdır diyorum, nası söz ama!.. Bravo… Siz insan diilsiniz valla, ermişsiniz ermiş… Başka ne diyorsunuz büyük insan? Ey millet diyorum ki, hatalarımdan ders aldım!.. Bakın bakın tüylerim nası diken diken oldu!? Ağlamak istiyorum, ağlamak istiyorum! “Yapma Filipescu yapma” diye haykırmak istiyorum… Ey millet hiç utanmadan benden harcadığım 600 milyon doların hesabını soran densizleri görüyonuz di mi? Sanki babalarının parasını harcamışım gibi…

Yaranamadım size
Yuuuuuuu olsun senin kıymetini bilmeyenlere… 62 futbolcu almışım yine de yaranamadım kardeşim! Vay densizler, vay kadir-kıymet bilmezler… Ey millet, bu Murat var ya bu Murat avukat falan diil politikacı! Hemi de sülalesi politikacı! Neeee! Vay yere bakan, yürek yakan vay.. Koynumuzda yılan beslemişiz meğer! Sakın Beşiktaş’ı ona bırakmayın.. Bırakmayız evvelallah.!. Ey millet beş yıldır yaptığım gibi bundan sonra da size çok hizmetlerim olacak! Yıldırım Demirören Yetmeeeez… Ölümü gör bi on sene daha kal başkan! Ey millet, merak etmeyin 2012′de kıyamet kopmazsa 2052′ye kadar buradayım… Helaaaaaaal… Çok yaşa Başkan… Burada alkış efekti giriyor devreye: Şak şak da şak şak. Şaka şuka da şak şak.. Ey millet beni dinlediniz, alkışladınız, teşekkür ederim, şimdi size bir müjdem var; bu sene de şampiyon biziz!.. Pardon anlayamadık!. Cacık mı dediniz!? Müjde mi bu allasen? Beşiktaş mı şampiyon olacak mış!? Neresi müjde bunun? Niye yav!? Sevinmediniz mi!? Ben sandıydım ki… Öhö. Öhöööö… Eeee… Şey… Biz Fenerbahçeliyiz, Galatasaraylıyız da ondan biraz şey olduk, yani tedirgin… Tamam sizin kazanmanıza çok sevindik ama şampiyonluk olmadı tabii… Çok ayıp çok… Hiç yakıştıramadık doğrusu… Biz sizi bu kadar sevelim, siz gidin şampiyonluk diyin… Oldu mu ya…

Yetmez!

03 Şubat 2010 Yazan Ertürk Yıldırım  
Kategori Turgay Demir


Turgay Demir

Bir insan ve araba seli akıp gidiyor Beşiktaş Cola Turka Arena yolunda.. Araçlar kıpırdayamaz halde, yayalar bile zor yürüyor.. Salonun önü tam anlamıyla ana-baba günü.. Kimi elindeki broşürü uzatıp “Divan’a adayım, bana oy verir misiniz!” diye soruyor, kimi tanıdık birini görünce, desteklediği aday lehine onu etkilemeye çalışıyor.. Salona girişte Murat Aksu ve ekibi karşılıyor tüm üyeleri.. Birkaç metre ötede de Yıldırım Demirören ve ekibi “Hoşgeldiniz” diyor üyelere.. Kalabalık, tıkış tıkış salonlar ve uzayan kuyruklar bezdiriyor insanları.. Neden çok daha büyük bir salonda yapılmadı bu kongre diye düşünmeden edemiyoruz. Buna rağmen güvenlik önemleri yerinde ve ufak, tefek aksamalar olsa da sistem işliyor. Biraz zahmetli de olsa insanlar oylarını kullanabildiler..

Ertunç beyden gönderme
Yedi bin küsür kişi seçti Beşiktaş’ın yeni başkanını.. Bu da kesinlikle küçümsenmeyecek bir rakamdır.. Kapıda karşılaştığımız Ertunç Soğancıoğlu, “Turgay bey gelecek seçimde beni destekleyecek!” diye latife yaptı.. Ben de, “Bu seçimde bile sizi destekleyebilirdim.. Yeter ki Demirören’in karşısına çıksaydınız” diyerek karşılık verdim. Kıran kırana bir yarış oldu.. İki adayın ekipleri de harıl harıl çalıştılar.. Kararsız oyları yakın markaja aldılar.. Aksu için oy isteyenler, “Kulüp batma noktasında, artık bu gidişe bir son vermek gerekir” tezini savunurak kongre üyelerini etkilemeye çalıştılar.. Demirörenciler ise “Başkan hatalarından ders aldı artık daha iyi yönetecektir” diyorlardı.. Beşiktaş’ın acemi elleri teslim edilmesinin çok büyük tehlike olacağının altını çiziyorlardı..

Beşiktaş’a hayırlı olsun
Bazı kongre üyeleri de bize dert yanıp, “Bel altından vuruyorlar. Aksu’nun siyasetin adamı olduğun söyleyerek insanları etkiliyorlar” şeklinde veryansın ediyorlardı.. Evet bir büyük kongre daha geride kaldı.. Tribünlerin “Yıldırım Demirören yeter” demelerine karşın genel kurul üyeleri “Demirören devam” dediler.. Öncelikle hayırlı olsun.. Demirören kongrenin galibidir, kendisini kutluyorum. Genel kurul üyeleri ya geride kalan 5.5 yılda yapılanları onayladıkları ya da Murat Aksu’nun daha iyi şeyler yapacağına inanmadıkları için tercihlerini mevcut başkana yeni bir şans vermekten yana kullandılar. Bu kongrede oy hakkı olmayan ve “Yıldırım Demirören yeter” diyen tribünlerin de genel kurulun kararını saygıyla karşılaması gerekir.. Bundan sonra camia kenetlenmelidir.. Ancak politik gerçekçi tavırlardan uzaklaşıp kral çıplak demek gerekirse bu konuda çok fazla ümitli değilim.. Dilerim yanılırım..

Ders aldıysa ne ala!
Yıldırım Demirören gerçekten hatalarından ders aldıysa ve bundan sonraki icraatlarıyla milyonlarca Beşiktaşlı’nın gönüllerini feth edebilirse belki işler yoluna girebilir.. Genel kuruldan oy almak, seçilmek, başkanın elini güçlendirdi bu kesin.. Şimdi önemli olan o gücün doğru kullanılmasıdır.. Eğer Beşiktaş’ın borcu yine katlanacak ve bugüne kadar yaşananlar önümüzdeki dönemde de tekrarlanacaksa yandı gülüm keten helva. O taktirde Beşiktaş’ın huzuru bulması çok kolay olmaz. Demirören’e düşen, bugünden itibaren camiayı toparlamak için harekete geçmektir. Anlık kararlardan uzak, yönetimine aldığı arkadaşlarının fikirlerine saygı duyarak icraat yaparsa bazı şeyleri düzeltebilir. Aksi halde işi zor…

Tesadüf!

03 Şubat 2010 Yazan Ertürk Yıldırım  
Kategori Turgay Demir


Turgay Demir

Geçenlerde Bülent Tulun anlatmıştı. Napolyon egemenliği altındaki adalardan birine gidişinde tek top bile atılmadan karşılanınca valiye bunun nedenini sorar. Vali, “Bunun 14 tane nedeni var” deyince Napolyon saymasını ister.. Vali başlar: Bir, barutumuz yok!” İmparator valinin sözünü kesip, “Tamam” der “Diğer nedenlere gerek yok”… Beşiktaş’ın durumu aynen böyle… Bugüne kadar alınan kötü sonuçlarla ilgili yüzlerce neden sayabiliriz. Ancak Napolyon’un barutu misali asıl neden orta sahadaki handikaptır. Nihat, Tabata ve Tello gibi sadece top ayaklarına geldiğinde yarım yamalak bir şeyler yapan ve orta sahaya hiç destek vermeyen üç çıtkırıldım birlikte oynuyor. Bundan büyük handikap olur mu? Bu konuda inat eden Denizli takımı resmen en az iki kişi eksik oynatıyor. Dün de Nihat ve Tabata sahada gezindiler. Yine bütün yük Ernst ve Fink’in üzerine bindi. Beşiktaş hücumda çoğalamadı ve her iki savunmadan da dönen toplar hep Antalyalı oyuncularda kaldı. Bu şartlarda kazansanız bile bu sadece tesadüftür ve tesadüflerle şampiyon olunmaz.

Çeşme sistemi olmaz
Beşiktaş bu “Çeşme” sistemiyle oynamaz, hadi oynadı diyelim, o zaman öndeki üçlünün ikisi koşan adamlardan seçilmeli. Misal, Tello’nun soluna İsmail’i, sağına Ekrem’i koyarsınız yine 4- 2-3-1 oynarsınız ama en azından orta alanınız bu kadar boş kalmaz. Sistemin yanlış bari oyuncu seçimlerin doğru olsun be hocam. Penaltı golünden sonra (böyle penaltı olmaz, yardımcısı Özgüç Türkalp kardeşimi yanılttı) Denizli yine bizim dediğimize geldi. Yürüyen Nihat ve Tabata’yı çıkarıp, orta alanı Necip’le takviye etti. Sağ kanada da Holosko’yu alınca Beşiktaş hücumda etkili olmaya başladı. Doğruları yapmak bu kadar kolayken, hoca ne yapıp ediyor bir şekilde macera arıyor. Not: Kiminin bıyığı paladır, kiminin yüreği. Bir de sadece soyadı “Pala” olanlar varmış, dün bunu da öğrenmiş olduk!!!

Yıldırım ve Polat da Demirören’i destekliyor!

03 Şubat 2010 Yazan Ertürk Yıldırım  
Kategori Turgay Demir


Turgay Demir

Murat Aksu yaşam tecrübesi ve başarı anlamında, kendisini bile sollayacak isimleri listesine almayı başarmış. Bu en başta öz güven işaretidir. İyi yönetici, kendisinden iyileri de yönetir. Emre Berkin, Murat Akdoğan, Adnan Dalgakıran, başta olmak üzere hepsi hayatın en dik yokuşlarını dümdüz edip, zirveye çıkanlardan. Kariyerleri de cüzdanları da miras değil alın teri özetle.

ÇOK GÜÇLÜ BiR LiSTE
Beşiktaş’a bir şeyler verebilme heyecanıyla dolu çok başarılı isimlerden oluşan çok güçlü bir liste bu. Saygın meslektaşım Gülengül Altınsay ve kendi alanında (sinema) önemli işler yapan (Eşiyle birlikte Amerikalı, Eşkıya gibi filmlere yapımcı olarak imza atan) Mine Kürkçüoğlu Vargı hanımefendinin de listede olması ayrı bir güzellik. Aksu ve güçlü listesi seçimi kazandıkları taktirde ne yapacaklar bunu şimdiden kimse bilemez. Çünkü kazanırlarsa bu ilk deneyimleri olacak. Buna karşılık Demirören’in yeniden seçilmesi halinde ne yapacağı (!) üç, aşağı beş yukarı belli.

BEŞİKTAŞ’I KÖY TAKIMI YAPTI
Beş buçuk yıldır ne yaptıysa, yine onları yapacaktır!. Peki neler yaptı Demirören? Misal, transferlerde kimleri alıp yıldız diye Beşiktaş forması giydirmişti hatırladınız mı? Çağdaş Atan, Fatih Sonkaya, Ali Güneş, Berkant Göktan, Juanfran, Tayfun Korkut, Ali Tandoğan, Adem Dursun, Kürşat, Güven Kocabal, Jun, Gökhan Güleç, Baki Mercimek, Fahri Tatan, Mehmet Yozgatlı, Diatta, Higuain, Seriç, Zapo, Erkan Zengin, Erhan Güven. Bu isimlerin hepsine binlerce, milyonlarca euro verildi. Aralarında bazıları var ki, köy takımında bile oynayamazlardı ama yazık ki onlar bile Beşiktaş forması giydiler.

DAHA NiCE YILDIZLAR ALIR
Öyleyse Demirören tekrar kazanırsa üç yıl içinde Beşiktaş’a böyle onlarca futbolcu daha alacağını tahmin etmek için kahin olmaya gerek yok. Çünkü bu işi bilmiyor, bilenlere de bırakmıyor nedense. Şu manzaraya bakın Allah aşkına. Beş buçuk yıldaki transferdeki (alım-satım) icraatlarının toplamı 100′ü geçmiş başkanın. Carew, Fatih Sonkaya ve Youla’yı toplam 5 milyon euro kâr ederek satmış. Diğer tüm alım, satımlarda zarar ettirmiş Beşiktaş’ı!. Demirören’in transferdeki başarı oranı yüzde üç özetle! Yürekten inanıyorum ki Fenerbahçe ve Galatasaraylılar’ın en sevdiği Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören’dir.

FENER VE CiMBOM KAZANIR
Dolayısıyla Aziz Yıldırım ve Adnan Polat, pazar günü Yıldırım Demirören’in bir üç yıl daha koltukta oturması için dua edeceklerdir. 60 küsur futbolcu daha alsın. 500 milyon dolar daha harcasın. Hastanelere kupa götürsün. Kulüplerinin üçer milyona sattığı Sivok ve Zapo’yu beşe alsın. Borcu bir milyar dolar yapsın. Tabata’taya üç misli fazla para verip Gaziantep’i kurtarsın. Adnan Polat’a “Kupa bizim, lig sizin olsun” desin. Velhasıl kelam, Beşiktaş’ı yerle bir etsin diye, tüm Fenerbahçeliler ve Galatasaraylılar’ın gönülleri Demirören’ledir. Bu nedenle Demirören’in kazanması, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın da kazanması anlamına gelecektir bana göre. Önümüzdeki üç yılda arayı biraz daha açacakları için mutluluktan uçacaklardır.

Beş kelime!

03 Şubat 2010 Yazan Ertürk Yıldırım  
Kategori Turgay Demir

Turgay Demir
İki iddiasız takım karşı karşıya… Acı ama gerçek bu. Bir düşünün TFF 2. Ligi Klasman Grubu temsilcisi Konya Şekerspor’un, kupanın iki iddiasız takımı olmaları dışında bir ortak yanları var mı? Yönetimlerini, maddi imkanlarını, teknik adamların ve futbolcuların kazançlarını, kadro kalitelerini, tribün güçlerini, aklınıza ne gelirse kıyaslayın. Göreceksiniz ki biri okyanus, diğeri pınar… Aralarındaki bunca farka rağmen ikisi de kupanın iddiasız takımı olmuş? Bu ayıp Demirören yönetimine de Denizli’ye de yeter. Dün bir kez daha gördük, Beşiktaş orta sahası bomboş… Rakip 2. Lig’den ama Beşiktaş top yapamıyor. Bu bölgede üstünlük hep Konyalı’da. Pas yapan, oyunu kanatlara yayan, şut atan, bindirme yapan hep onlar. Rakip zayıfmış, güçlüymüş fark etmiyor. Denizli’nin “Çeşme taktiği” sayesinde orta sahada Kartal’ın sözü geçmiyor. Sahada kim olursa olsun sistem 4-2-3-1 olursa orası hep eksik. Şuraya bakın… Baskı yok, stres yok, kaybedecek bir şey yok. Karşında da 2. Lig temsilcisi var. Üstelik maça adeta 1-0 galip başlamışsın, ilk 21 dakikada da üç gol bulmuşsun. Oynasana, top yapsana. Yapamaz…

Orta saha bomboş
Çünkü orta saha boş. Görmek isteyenler için manazara o kadar net. Beşiktaş, bu sistemle, geriye düştüğü zaman rakibini yakalayamıyor, öne geçtiğinde oyunu tutamıyor. Çünkü geriye düşünce rakibi yakalamanın da öne geçince kaçıp gitmenin de yolu orta sahadan geçiyor… Orta sahadaki boşluk Konya Şeker’i bile heveslendirdi, 3-0′dan, 3-2′yi buldular. Ders almanın tam zamanıdır ama adım gibi biliyorum ki Denizli ders almayacak. Yine bildiğini okuyacak. Beşiktaş yarıştan kopunca da başlayacak masal anlatmaya: Delgado olsaydı, Nihat atsaydı, Tabata çaksaydı, Holosko baksaydı, Nobre yan yatmasa, Tello kalkmasa, Bobo oynasa, sakatlıklar olmasa, kar yağmasa!.. Oysa her şey şu beş kelimeye sığacak kadar basit; orta saha yok, Beşiktaş yok… Not: Şu maçın tek iyi tarafı, Rıdvan başta gençleri bir kez daha izlemiş olmak. Bundan sonra o çocuklar maalasef formayı ancak rüyalarında görürler.

Demirören duruşu

03 Şubat 2010 Yazan Ertürk Yıldırım  
Kategori Turgay Demir

Turgay Demir
Beşiktaş yönetiminin İnönü’yü temizlememesi tek kelimeyle skandal… Korkaklık… Haksızlık… Federasyonun yerinde olsam bu uyanıklığı cezalandırırdım. Bir gün önce Fenerbahçe bataklık gibi zeminde oynamış. Bir gün sonra Galatasaray kar, buz demeden oynamış… Beşiktaş oynamıyor!.. Neden? Saha karla kaplıymış!.. Temizlesene kardeşim. Bak Galatasaray 60 kişilik ekiple gece, gündüz çalışarak sahasını tertemiz yaptı ve oynadı.. Beşiktaş’ın bunu yapacak gücü yok mu? Var elbet… Var olmasına var da, kongre de var!.. Korku dağları bekliyor. Son 7 maçta beş yenilgi, iki beraberlik alınmış. Yenilgilerden biri de, Belediye’den… Bir yenilgi daha her şeyi altüst eder ve Demirören’i kongrede çok zor durumlarda bırakabilirdi. Maç ertelendi, stres bitti… Beşiktaşlı duruşu değil ama Demirören duruşu bu olsa gerek. Kongre öncesi karlı zemini fırsat olarak görüp değerlendirdiler. Denizli’nin de işine geldi bu. Beşiktaş, hocanın çarpık sistemiyle halı gibi sahalarda kazanamıyor, buz üstünde mi kazanacak? Dolayısıyla maçın ertelenmesi Demirören’in de, Denizli’nin de arayıp da bulamadığı fırsattı…

‘Belediye’den yardım al
Peki federasyon nasıl göz yumdu böyle bir şeye derseniz işte onu anlamak mümkün değil. İstanbul’da kar, buz, kıyamet mi olacak, bunu günler öncesinden bilmiyor muydunuz? Biliyordunuz!.. O zaman ertelersiniz tüm maçları. Kulüplerin insafına bırakmazsınız ligin kaderini. Ya da talimat verirsiniz, herkes kapısının önünü, pardon sahasını temizlesin diye. Kim işini yapmaz ise basarsın cezayı. Bak o zaman nasıl iki dakikada temizleniyor tüm statlar. Komedi filmi gibi bir olay bu arkadaşlar. Beşiktaş, İstanbul’un Belediyesi ile oynuyor ve sahası karla kaplı olduğu için maç erteleniyor. İnsan hiçbir şey bilmiyorsa, “belediyeden” yardım alır ve o sahayı yine temizler. Tabii oynamak istiyorsa…

Sonraki yazılar »