Bu takımdan 5 yabancı gitmeli
26 Nisan 2010 Yazan Ertürk Yıldırım
Kategori Sergen Yalçın

Açıkça söylüyorum, başta Ferrari, Tello, Fink yollanmalı. Bunların yanı sıra iki yabancı daha gönderilmeli.
Hedefini kaybetmiş takımlar için böyle maçlar oynamak gerçekten zordur. Beklediğim gibi Beşiktaş için de zor oldu. Karşısında küme düşmeme mücadelesi veren, iyi konsantre olmuş bir Sivas vardı. Beklendiği gibi mücadele gücü yüksek ama futbol olarak vasatın üzerine çıkmayan bir oyun oynandı İnönü’de. Seyircinin geçen haftaki Fenerbahçe maçında kalmış olması da aslında geceyi etkileyen faktörlerdendi.
Hedefsiz, isteksiz olunca…
Mustafa Denizli çok sıkıntılı bir dönemde, elindeki oyuncu grubundan en iyi 11’le sahaya çıktı. Özellikle genç oyuncular Rıdvan ve Necip’e şans vermesi güzeldi. Ama yazının başında da söylediğim gibi hedefi olmayan bir takımda oyuna konsantre olamayan oyuncular vardı. Bir de buna oyunculardaki isteksizlik eklenince Beşiktaş çok da tat vermedi. Oyunun skoru Sivas açısından gerçekten önemliydi. Alacakları 1 puan bile ligde kalması için Sivas’a çok yardımı olacaktı, nitekim konuk ekip istediğini alarak İnönü’den ayrıldı.
Başına buyruk oyuncular var!
Beşiktaş’ta saha içinde çok önemli sıkıntılar var. Bana göre takım oyuncusu olmayan, başına buyruk oyuncular var. Devamlı uzun toplarla Bobo’yu buluşturup, skor yapmak istedi Siyah-Beyazlılar… Ama bu plan Beşiktaş’ın sistemine tersti. Gecenin en büyük yanlışı bu uzun top sevdasıydı. Beşiktaş’ın uzun top oynamasının en önemli nedeni, orta sahada savunmadan topu alıp ileriye taşıyabilecek bir oyuncunun bulunmaması. Bu nedenle gerideki Sivok, İbrahim Üzülmez gibi oyuncular baskı yediklerinde uzun oynadılar zaten yapacakları çok fazla şey de kalmamıştı. Bunun dışında Beşiktaş iki, üç net pozisyon daha buldu ama Holosko çok beceriksizdi. Eğer Mustafa Denizli kesin kalacaksa, bir an önce yönetimle oturup, önümüzdeki sezon kadroya dahil edilecek yabancıları netleştirilmeli. Açıkça söylüyorum, başta Ferrari, Tello, Fink yollanmalı. Bunların yanı sıra iki yabancı daha gönderilmeli.
Hata transferde başlıyor
Her fırsatta söylüyorum, yabancılar gereken verimi veremiyor. Daha üretken, verimli yabancıların transfer edilmesi lazım. Beşiktaş bu yabancılarla devam edecekse, önümüzdeki sezon da işi çok zor. Beşiktaş’ta çok fazla bir planlama yapıldığını da düşünmüyorum. O gün için kim ön plana çıkar, gündeme gelirse Siyah-Beyazlılar onu transfer ediyor! Böyle olunca da daha iş transfer döneminden hatalı başlıyor. Eğer önümüzdeki sezonlarda başarı hedefleniyorsa, ‘yabancı operasyonu’ Beşiktaş için kaçınılmaz.
Volkan’dan şampiyonluk kurtarışı
19 Nisan 2010 Yazan Ertürk Yıldırım
Kategori Sergen Yalçın

Şok golle başlayan derbide sezon boyunca zaman zaman eleştirilen Volkan, kurtardığı penaltıyla belki de Fenerbahçe’yi şampiyon yapacak. Şunu söylemek lazım; Beşiktaş’ın hem başladığı kadro, hem de sonradan yapılan hamleler bitişi oldu. Devre arasında Uğur İnceman’ın, 81. dakikada Serdar’ın, 85’te de Holosko’nun oyuna girmesi son derece yanlış. Siyah-Beyazlılar’ın sahadaki dizilişi de bir anlamda sonunu hazırladı.
Çift sol beke rağmen!
Beşiktaş’ta bu derbiyi oynamaya hazır olmayan futbolcu sayısı fazlaydı. Bazı oyuncular henüz derbi oynayacak seviyede değiller. Ben Beşiktaş’ın ligin bu haftalarına kadar şampiyonluk potasında olmasını başarı olarak görüyorum. Çünkü sezon başından bu yana yapılan yanlış transferler, sezon içinde çok büyük maliyetlere alınıp takıma katkı sağlamayan oyunculara rağmen Siyah-Beyazlılar yine de son 4 haftaya iddialı girmeyi başardı. Bu kadar üretken olmayan oyuncunun bir arada olduğu takımın bu kadar az gol atması da gayet doğal.
Beşiktaş’ta anlayamadığım birçok konu var. Holosko’nun 85’te oyuna girmesi, 90 dakika boyunca iki sol bekle oynaması… Çift sol beke karşın Fenerbahçe’nin birçok pozisyona bu kanattan girmesi… Bundan sonrası için hem Mustafa Denizli, hem de yönetim şapkasını önüne koyup yaptıkları hataları gözden geçirmeli. Yıldırım Demirören’in yanlışlarını değerlendirmesi, özellikle de transfer döneminde yapılan hataların tekrarlanmaması için büyük çaba sarfetmesi gerekmektedir. Yoksa Beşiktaş’ın bundan sonraki senelerde ve devamında bu transfer politikasıyla, futbol hayatını noktalamış isimlerin yer aldığı kadrosuyla işi biraz zor.
Emre ve Bilica atılmalıydı
Fenerbahçe’ye gelince… Sahada ne yaptığını ve kazanmak için nelerin gerektiğini bilen oyunculardan kurulu bir takımdı. Özellikle maçın başında attıkları gol ve peşinden kaçırılan iki, üç pozisyon Fenerbahçe’nin ilk 45’te maçı koparmasına yeterdi. Ancak Sarı-Lacivertliler girdiği net pozisyonlarda golü bulamayınca, oyun zorlaşmaya başladı. Fenerbahçe’de skoru koruma telaşı başladı. Bobo penaltıyı atsaydı bu telaş Fener adına pahalıya mal olacaktı. Fakat Brezilyalı oyuncunun kaçırdığı penaltı Beşiktaş’ı artık ligde 4. sıraya yerleştirdi. Fenerbahçe çok iyi mücadele etti, çok istekli oynadı. Ancak zaman zaman çok sert fauller yaptılar. Özellikle Emre ve Bilica’nın 90 dakika boyunca sahada kalmaması lazımdı. Hakemin en az birini atması gerekirdi, ama beceremedi.
Haftaya lider olur
Tamamen Alex’e bağlı bir Fenerbahçe… Kaptan’ın dağıttığı toplar, oyunu istediği zaman hareketlendirip, tempoyu ayarlaması ev sahibinin en önemli kozuydu. Alex’in yorulmasıyla son 30 dakikanın insiyatifini Beşiktaş’a bırakan, oyunu kendi yarı sahasında kabul eden bir Fenerbahçe vardı. Bunda Alex’in yorulması büyük etkendi. Fenerbahçe’nin yolu biraz daha kolay gibi. Çok zor bir maçı kazanarak Beşiktaş’ı yarışın dışına attı, hem de bundan sonrası için avantaj yakaladı. Gelecek hafta Galatasaray-Bursaspor maçı var. Bursa’nın İstanbul’dan çıkması zor görünüyor. Fenerbahçe 31. haftayı da galip kapatırsa, bitime üç hafta kala şampiyonluğun bir numaralı adayı olur.
Bu yol şampiyonluk yolu…
30 Mart 2010 Yazan Ertürk Yıldırım
Kategori Sergen Yalçın

Beşiktaş’tan müthiş bir zafer… Maça kabusla başlayan Siyah-Beyazlılar, gecenin sonunda zaferle ayrıldı. Gerçekten böyle maçları çevirmek çok zordur. Hele ki karşınızdaki takım Eskişehirspor gibi diri ve formda bir ekipse… Ama Beşiktaşlı futbolcular oyunun hiçbir dakikasında rakibe teslim olmadılar. Bunun karşılığını da 90 dakika sonunda kazandıkları 3 puanla aldılar. Tabii bunda Eskişehir’in de katkısı oldu.
Koray o golü atsa…
İnönü gibi bir deplasmanda 2-0’ı yakalayan takımın, skoru bulduktan sonra daha kontrollü oynaması gerekirken, anlayamadığım bir şekilde çok geniş alanlar bıraktılar. Beşiktaş gibi bir rakibe karşı bu kadar geniş alan bırakırsanız, kalenizde 3 gol görürsünüz. Üstelik Siyah-Beyazlılar 3 gol atmasına rağmen, daha fazlasını da kaçırdı. Maçın kırılma noktası skor 2-0 iken Koray’ın kaçırdığı goldü. Koray, Rüştü ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda fileleri havalandırsa, gece Beşiktaş için çok daha sıkıntılı geçerdi. Siyah-Beyazlı takımda geçen haftaki sıkıntılar dün de kendini gösterdi. Sivok-Ferrari ikilisi inanılmaz kötü oynadılar, stopere yakışmayacak hatalar yaptılar. Agresif oynamaları gerekirken ikili mücadelelerde zayıf kaldılar. Defansın göbeğinde görev yapan oyuncular daima sert, agresif ve çabuk olmalı, ancak Sivok ile Ferrari oldukça zayıf kaldı.
Çabuk toparlandılar
Eskişehirspor takımı çabuk pas yaptığı zaman Beşiktaş’ı büyük sıkıntıya soktu. 2-0’dan sonra kısa süre de olsa Siyah-Beyazlılar bocaladı, ancak daha sonra toparlandılar. Oyunun geneline baktığımızda sağ tarafı kullanamayan bir Beşiktaş takımı vardı sahada. Tello’yu etkili bulmadım, biraz zayıf kaldı. Bobo çok iyi oynadı, Holosko da ona katılınca Kara Kartallar üst üste pozisyonlar yakaladı, sonucunda da goller geldi.
Nihat ile başlamak hata
2-0’dan, 3-2 biten bir maçın ardından hocayı eleştirmek doğru gibi gözükmese de, Holosko varken formsuz Nihat ile maça başlamak çok ciddi bir hata. Yine de bu yanlışından erken döndü Mustafa hoca. Nihat’a gelirsek; her duran topta, meşin yuvarlağın başına geçmek istemesini anlayamadım. Acaba futbol hayatı boyunca frikikten kaç golü var? Rıza Çalımbay gibi bir teknik direktörün ise oyuna müdahale etmesi gerekirdi. Eskişehir 2-0’ı bulduktan sonra çok açık oynadı. Sonuçta Beşiktaş ile boy ölçüşecek kadroya sahip değiller. Takımı daha arkada oynatması gerekirdi. Sonuç olarak Beşiktaş şampiyonluk yolunda çok önemli bir zafer kazandı. Bu galibiyet Siyah-Beyazlı takımı potada tuttu ve sonuna kadar şampiyonluk yarışının içinde olacaklarını gösterdi.
Pes yani Mustafa hoca
23 Mart 2010 Yazan Ertürk Yıldırım
Kategori Sergen Yalçın
Futbol oynamaya pek müsait olmayan bir zeminde, çok pozisyonlu, zevkli bir maç oldu. Ancak bu, maçın güzelliğinden değil, iki takımın da birbirine verdiği basit pozisyonlardandı. Şunu söyleyeyim; kimin şampiyonluğa oynadığını anlamakta bir hayli zorlandım. Bir yanda 90 dakika boyunca hücum oynayan, gol atmaya çalışan bir Kasımpaşa, diğer yanda arkada bekleyen, kontratak arayan bir Beşiktaş vardı. Yani klasik Mustafa Denizli taktiği. Siyah-Beyazlı ekip, yine de istediği pozisyonları buldu ama skoru lehine çevirmeyi başaramadı.
Aralarında dağlar vardı
Beşiktaş adına dünün en kötü tarafı şuydu; kaledeki Rüştü’nün önünde oynayan iki stoper Sivok ile Ferrari ondan uzak, Ernst ve Necip bu ikilinin çok önünde, Bobo onların çok çok önünde. Hatlar arasında inanılmaz bir açıklık vardı. Ben, bu takım tertibine bir anlam veremedim. Tıpkı Fink’in kenarda oturmasını anlayamadığım gibi.
Gece kulüplerinde gezmeyi bırakacaksın
Her zaman anlatmaya çalıştığım birşey var, Beşiktaş’ın yabancıları kaliteli değil. Holosko’nun kaçırdığı golleri, vasat bir yerli oyuncu bile gol yapar. Böyle pozisyonları kaçırıyorsan, şampiyonluğa oynaman çok zordur. İki stoper Sivok ile Ferrari, her pozisyonda rakiplerine top aldırdı. Hayatımda böyle ikili görmedim. Kasımpaşalı oyuncular her pozisyonda top alıyor, sağdan-soldan bindiriyor, bu ikili seyrediyor. Ferrari efendi, İstanbul’da gece kulüplerini gezmeyi bırakıp, biraz idman yapacak ve kondisyonunu geliştireceksin. Bu takdirde, o kadar arkada beklemez, daha önde olursun. Anlayamadığım bir konu da Yusuf’un 90 dakika oyunda kalmasıydı. Onun olduğu sol kanadı, 90 dakika kullanamadı Beşiktaş. Sağda da Ekrem, Holosko’ya hiç destek vermedi. Mustafa Denizli’nin özellikle sol kanat için hiçbir hamle yapmaması çok ilginç geldi bana.
Kasımpaşa, arkada pas yaparken, kaptırılan toplarla rakibe pozisyon veren bir ekip. Ancak Beşiktaş bunu başaramadı. Çünkü rakip atağa kalkarken yarı sahasına kadar çekiliyordu. Doğrusu, Beşiktaş’ın hangi sistemde oynadığını anlayamadım.
2-1 öne geçince maçı vermeyeceksin
Bu skor, Siyah-Beyazlı takıma şampiyonluk mücadelesine çok büyük zarar verecek. Kaybedilen 2 puanın sorumlusu bana göre Mustafa Denizli. Sürekli değişen kadro, oyuncular, sistem, yerler… Bir yerde patlayacaktı. Aslında Beşiktaş kadro olarak vasat. Defansif oyunu iyi oynuyor, rakiplere pozisyon vermiyor, skor avantajı yakalayınca da gol yemiyor ve kazanıyor. Ancak dün akşam stoperlerin iki hatası iki gol getirdi. 2-1 öne geçtikten sonra rakibe 2-2’yi bulduruyorsun. 85. dakikadan sonra rakibe gol attırıyorsan, şampiyonluktan pek fazla söz etmemen gerek. Mustafa Denizli gibi tecrübeli bir teknik adamın, bu maçı kenardan yapacağı hamlelerle 2-1 bitirmesi gerekirdi. Ama bunu sağlayamadı.
Altın değerinde 3 puan
17 Mart 2010 Yazan Ertürk Yıldırım
Kategori Sergen Yalçın
Her iki takım için de çok sıkıntılı, stresli bir maçtı. 90 dakikanın bitiminde Beşiktaş, “Şampiyonluk yarışında ben de varım” derken, Denizli, ligde kalma umutlarını azalttı. Tam beklediğim gibi bir mücadele oldu; az pozisyonlu, mücadele gücü yüksek, dirençli iki ekibin mücadelesi. İlk 45 dakikada gerçekten çok iyi oynayan, iyi mücadele eden, pozisyona giren bir Denizlispor vardı. Ancak bu yarıyı, haketmediği şekilde 1-0 geride kapadı. Bu da hem futbolcuların motivasyonunu aşağılara indirdi hem de kazanma ihtimallerini azalttı. Çünkü karşılarında takım savunmasını çok iyi yapan, çok fazla pozisyon vermeyen bir Beşiktaş vardı. Kartal’ın, böyle bir maçta öne geçtikten sonra kaybetmesi mümkün değildi. Dünkü maç, Bobo ve Holosko üzerine kurulmuştu. Tello’nun atacağı toplarla bu iki oyuncu pozisyona girecekti. Ne yazık ki, oyunun büyük bölümünde bu plan işlemedi. Çünkü Tello çok arkalarda kaldı, uzun topu tercih etti. Oysa rakip defans hattına yakın oynaması, forveti pozisyonlara sokacak toplar atması gerekiyordu. Şilili bunu yapmayınca, Beşiktaş önde çoğalmakta sıkıntı yaşadı.
Tek kanatla oynanmaz
Bir de oyunun yön değiştirmesinde sıkıntı vardı. Hep İbrahim Üzülmez ile Ekrem’in kanadı çalışıyor. Holosko’nun kanadı işlemiyor. Şu bir gerçek ki, 90 dakika tek kanat oynamaya hiçbir oyuncunun gücü yetmez. Beşiktaş, seyir zevki veren bir oyun oynamadı, ortaya koyduğu futbol umut verici değildi. Yani eleştirilecek çok yönü vardı. Ama bu tür maçlarda futbol çok önemli olmamalı. Önemli olan 3 puandır. Beşiktaş da çok fazla pozisyon üretemediği, iyi oynamadığı bir maçta, Holosko’nun karambol golüyle kazanmasını bildi. “Kazanan her zaman haklıdır” mantığı nedeniyle yaşanan sıkıntılar da su yüzüne çıkmadı. Ancak bazı oyuncuların, bundan sonra daha üretken olması gerekiyor. Hücumda çok üretken olmasını beklediğim Holosko’yu zayıf buldum. Ancak çok koştu, savunmaya yardım etti. Onun haricinde Ekrem’i mücadele açısından çok beğendim. Anlayamadığım bir nokta vardı. Ernst ve Necip kulübede otururken, niye ön liberoda İbrahim Toraman ile başlanır?
3 puan büyük motivasyon kaynağı
Disiplinli oyunu ve mücadelesi için Denizlispor’u kutlamak lazım. Çok iyi bir direnç gösterdi. Beşiktaş ise şampiyonluk yolunda çok önemli bir galibiyet aldı. Bu da büyük motivasyon demek. Futbolcular her geçen gün daha da motive olacaklardır.
Beşiktaş’tan takım olma dersi
28 Şubat 2010 Yazan Ertürk Yıldırım
Kategori Sergen Yalçın
Beşiktaş muhteşem bir galibiyet aldı.
Tek tek, bireysel olarak baktığınızda fark yaratan oyuncu yok, ancak ekip olarak müthiş mücadele eden, alan kapatan, iyi yer tutan bir takım vardı. Çok zor görünen mücadelede Tello’nun golü Beşiktaş’ı rahatlatan en önemli faktördü. Çok erken öne geçmek Beşiktaş’ı rahatlatırken, Kayseri’nin bildik oyun karakterini terketmesine neden oldu.
Denizli’nin başarılı tercihi
Katı defans yapıp, kendi yarı alanını kapatan Kayseri, geriye düşünce kendine ait olmayan bir tarz benimsemeye çalıştı. Rakibe önde basıp, pres yapmaya, topu rakip alanda tutmaya çalıştılar ancak çok fazla başarılı olamadılar. Hücum hattında Cangele ve Makukula’nın bireysel yeteneklerine bel bağlayan Kayseri, Cangele’nin oynamadığı dün gece sadece Makukula’dan medet umar hale geldi.
Tam bu noktada Mustafa Denizli’nin kadro tercihindeki başarı ortaya çıktı. Dörtlü savunmanın önünde Toraman, Ernst ve Fink’i görevlendiren Denizli, Kayseri’ye pozisyon şansı tanımadı. İleride Bobo’nun bırakılıp, onun arkasında Tello ve Ekrem gibi seri, hızlı, çabuk oynayan ikilinin tercih edilmesi de akıllıcaydı. Bu üçlünün güzel oyunu da galibiyetin şifrelerindendi. Yine de Mustafa hocaya sormadan edemeyeceğim. Madem Bobo bu kadar iyiydi, geçen haftaki Galatasaray derbisinde neden oynamadı?
Sadece Makukula yetmedi
Oyuna dönelim… İkinci yarıda oyunun hakimiyeti Kayseri’de gibi gözüktü ancak bu flu görüntü, doğal olarak yeterli pozisyon sağlamadı ev sahibine… Bunun en büyük nedeni, yukarıda az da olsa değindiğim oyun planı. Makukula dışında bireysel yetenekleri fazla oyuncularının olmaması, hücum etkinliklerini kısıtlı tuttu. Dün geceki mücadele Kayseri için bir ayna gibiydi aynı zamanda. Kayseri’nin oyun karakteri tamamen gözler önüne serildi. Geriye düşüp, kazanmak zorunda oldukları anlarda yeterli hücum alternatiflerinin olmadığı ortaya çıktı.
Beşiktaş farkı kapatabilir
Beşiktaş biraz daha akıllı oynayabilseydi, daha farklı kazanabilirdi. Oyuncular maça inanılmaz başladı. Fizik ve kafa olarak çok hazırdılar. Oyun başlar başlamaz golü bulup, sonrasında yedi oyuncuyla geriye yaslanınca, oyunun kontrolünü hep ellerinde tuttular. Genelde hakem yazmam ancak dün İlker Meral’in Kayserili oyuncuların sertliklerine çok fazla prim tanıdığını da eklemeliyim. Bundan sonraki süreç Beşiktaş için ne getirir? Bu galibiyetle şampiyonluk şansı devam ediyor. Dün alınan üç puan büyük moral olacaktır. Bu mantalite, bu oyun değişikliğiyle devam edilirse, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın iyi olmadığı dönemde farkı kapatıp, zirveye yaklaşır, hatta mutlu sona ulaşabilir.
Bobo-Nobre niye ilk 11′de oynatılmaz!
22 Şubat 2010 Yazan Ertürk Yıldırım
Kategori Sergen Yalçın
Derbide ortaya konan futbol beni fazla şaşırtmadı ama doğrusunu söylemek gerekirse skor biraz şaşırttı. Bana göre, 90 dakikanın büyük bir bölümünde çok üstün oynayan Beşiktaş’ın kazanması gerekirdi. Ancak Kartal, fırsatları harcadı. Bunda futbolcuların beceriksizlikleri ön plandaydı.
Galatasaray’ın taktiği değişmedi
Kadrolara baktığımızda dikkat çeken, Galatasaray’ın, Atletico karşısındaki sistemle, önce beraberliği hedefleyen, sonra “atarsam kazanırım” mantığı içinde olmasıydı. Buna karşın, taraftarının büyük desteğini arkasına alan, inanılmaz hırslı, agresif oynayan bir Beşiktaş vardı. Bu noktada Denizli’yi eleştirmek gerek. Kazanması gereken bir maçta neden Bobo-Nobre çift forvetiyle başlamaz, bunu anlamakta zorlanıyorum. Tek santrfor mantığını anlamak zor. Özellikle böyle maçlarda ihtiyaç duyulacak birinci oyuncu bana göre Bobo. Beşiktaş kanatları çok iyi kullandı. Holosko çıkana kadar iyi oynadı. Diğer kenarda Ekrem çok iyiydi. Burada bir parantez açalım. Ekrem çok çabuk bir oyuncu. Ama işi bir yere kadar yapıyor, sonra tıkanıyor ve son hamleyi yapamıyor. Çünkü son hamle, biraz beceri istiyor. Ne yazık ki, bu da Ekrem’de yok. Ortada Ernst ve Fink, rakibe boş alan bırakmadı. Beşiktaş’ta ön plana çıkan isimse Nobre’ydi. Brezilyalı, ilk kez gözüme bu kadar battı.
‘Derbilerde önemli olan sonuca gitmektir’
‘Dün gece kazanmak Beşiktaş’ın hakkıydı’ demek yanlış olmaz ama derbilerde önemli olan sonuca gitmektir. Maalesef Beşiktaş bunu yapamadı. Böyle fırsatları değerlendiremezsen, ileride sıkıntı yaşarsın. Yarın deplasmana gittiğinde büyük zorluklar çekersin.
Galatasaray, dün gece Beşiktaş’a fazla sıkıntı vermedi. Atılan gol tamamen tesadüf ve Sivok’un büyük hatasından. Yanlış anlaşılmasın, Galatasaray’ın dün geceki sistemi son derece doğruydu. Çok önemli sakatları olan bir takımın, bu şekilde oynaması çok normal. Şuna da vurgu yapalım, Atletico ve Beşiktaş maçlarındaki şans, her zaman yanında olmaz. Madrid’in 3-4, Beşiktaş’ın 4-5 net pozisyonu vardı.
Arda gol dışında yoktu
Arda, Keita, Elano’dan daha tempolu, becerikli olmalarını bekliyordum. Arda, attığı gol dışında yoktu. Keita da öyle. Galatasaray’ın özellikle sol kanadı hiç işlemedi. Caner çok kötüydü. Savunmadan Emre, Neill, Balta çok iyiydi. Ama aynı şeyleri Uğur için söyleyemeyeceğim. Ancak hatalı olan Uğur değil. Keita kendisine hiç yardımcı olmayınca, Uğur yalnız kaldı. Rakip bu kanattan yüklenince, Galatasaray sıkıntı yaşadı. Beraberlik Beşiktaş’a bir şey kazandırmadı. Galatasaray ise büyük moral buldu.
Kendi düşen ağlamaz
15 Şubat 2010 Yazan Ertürk Yıldırım
Kategori Sergen Yalçın
Futbol maçları sahada kazanılır. Sanal olarak kafada oynanır ama iş sahada biter. Beşiktaş, ikisini de yapamadı. Bana göre Mustafa Denizli’nin çıkardığı kadro çok doğru değil. Özellikle sol kanatta önlü arkalı oynayan İbrahim Üzülmez ve İsmail Köybaşı seçimi sıkıntılı, yanlış bir tercihti. Bu tek santfor oynama işi de yeni çıktı. Beşiktaş’ın çift santrfor oynayacak kadrosu var ama maalesef birçok oyuncusu formsuz. Formsuz demek de çok doğru değil. Artık futbolcu olarak miladını tamamlamışlar. Üretken olması beklenen oyuncular Bobo, Tabata, Holosko’ydu. Sonra bunlara Nobre ve Tello da dahil oldu. Ancak maça başlayanlar da bitirenler de pek fazla üretken değildi.
Bir takım, bu kadar isteksiz olur
Beşiktaş kanatları hiç kullanamadı. Holosko-Ekrem kanadının iyi işlemesi gerekirdi. Ama beklenti boşa çıktı. Beşiktaş’ı heyecansız gördüm. Bir takım neden bu kadar isteksiz olur. Çok daha heyecanlı, istekli, arzulu olmaları gerekirdi oysa.
Beşiktaş’ın bu görüntüsüne karşılık çok daha istekli, arzulu, kazanmaya inanmış, haddini bilerek oynayan bir Antep vardı. Oyunu kendi alanında kabul edip Beşiktaş’a çok fazla pozisyon vermedi, kazanılan toplarla çok çabuk kontratağa çıktı. Hücumda Olcan, Beto ve Julio Souza gibi çok etkili oyuncuları vardı. Bu üç oyuncu bence Beşiktaş’ın işini bitirdi.
Beşiktaş, emekliler takımı gibi
Bu Beşiktaş, Mustafa Denizli ve Yıldırım Demirören’in yarattığı bir takım. Sezon başından beri bunu yazıyorum. Bu takım çok ağır oynuyor. Emekliler takımı gibi. Gaziantep sezon boyunca giremediği kadar pozisyona girdi. İnşallah yeni yönetimde etkili isimler vardır da bir şeyler yapılır. Çünkü bu takım bu sezonu götüremez. Hamleler yapılmazsa Beşiktaş, önümüzdeki seneyi de kaybedecek. Bir an önce yabancıların değiştirilmesi şart. En az 5’i gönderilmeli. Bunların yanında bir iki de yerli var yollanacak.
Denizli, hocalık hayatının sonuna gelmiş
Geçen haftaki Gençlerbirliği galibiyeti insanları kandırdı. Oysa o maçta da 75’e kadar birşey yoktu. Kartal, çok tempolu, müthiş bir maç oynamadı geçen hafta. Beşiktaş’ın gerçeği bu. Çok fazla abartmamak lazım. Beşiktaş bu kadar. Bundan daha ileri gidemez. Şampiyon olması zor. Avrupa ve kupaya zaten veda etmiş. Önemli olan önümüzdeki sezonu kurtarmak. Mustafa Denizli artık antrenörlük hayatının sonuna gelmiş. Sezon başında “yoruldum, bırakacağım” diyen hocayı zorla takımın başında bıraktılar. Teknik direktörlüğüne birşey söylemek istemiyorum ama Denizli doymuş bir hoca. Seneye bu takımın başında olmaz. O yüzden radikal kararlar alıp uygulamak lazım. Başarıya aç bir antrenör gerekiyor.
Mahşerin üç atlısı
30 Ocak 2010 Yazan Barış Kahraman
Kategori Sergen Yalçın
Başta zor gibi görünen bir mücadeleydi. Gerçekten de Beşiktaş için zor geçti. Nihat, Tello ve Tabata üçlüsüyle başlayan Beşiktaş bütün gol umutlarını bu oyunculara bağlamıştı. Mahşerin üç atlısı gibi maça üç formsuz oyuncuyla başlayan Denizli tabii ki beklediğinin karşılığını alamadı. Bu oyuncuların birlikte oynaması da aslında çok zor.
Yerden oynamalıydı
Sahada tamamen kontra atak oynayan ve bütün umutlarını yan toplara bağlayan bir Antalyaspor vardı. Yan topların haricinde Antalyaspor’un gol bulma şansı çok azdı. Beşiktaş’ın yapması gerekense bir tek şey verdı, topu yere indirip, çabuk pas yapmak. Bu şekilde gol bulması çok zor değildi Siyah-Beyazlılar’ın. Ama bunun aksine Beşiktaş penaltı pozisyonuna kadar havadan oynamayı tercih etti. Hava hakimiyeti iyi olan Antalyaspor karşısında bu şekilde pozisyon bulmak kolay değildi. Gole kadar mücadele Ernst-Fink ve Korhan-Erhan arasında geçen bir orta saha mücadelesi oldu. Beşiktaş’ın umut bağladığı oyuncular yine oyuna ağırlığını koyamadı. Nihat, Tello ve Tabata’nın üretken olması gerekirdi ancak bu üretkenliği gösteremediler. Mustafa Denizli’nin ısrarla bu üçlüyle başlamasına bir anlam veremedim.
Ekrem ve Bobo’ya alkış
Sahada görevini fazlasıyla yerine getiren iki isim vardı: Bobo ve Ekrem. Bu iki oyuncu gerçekten iyi bir performans sergiledi. Aslında penaltıya kadar çok fazla yorum yapılması gereken bir pozisyon olmadı. Bu dakikaya kadar karşılaşma vasat bir şekilde seyretti. Hakemin verdiği ağır penaltı kararı Antalyaspor için ümitleri tüketti. Penaltıdan sonra hareketlenen oyun Siyah-Beyazlılar’ın cömertçe harcardığı gol pozisyonları inanılır gibi değildi. Tabii bunun yanında Antalyaspor’un yakaladığı bir iki pozisyon da affedilir cinsten değildi. Mustafa Denizli’nin yaptığı hamleler çok yerindeydi. Necip ve Holosko’nun girmesi tam isabetti.
Şifo hamle yapamadı
Bunun karşılığında Şifo Mehmet ise gereken hamleleri yapamadı. Golden sonra Şifo Mehmet’in acil bir takım değişikler yapması gerekiyordu. Ancak bu değişiklikler gelmeyince yenilgi kaçınılmaz oldu. Gece için söylenecek en önemli şey Beşiktaş’ın sahadan üç puanla ayrılmasıydı. Bunun yanında futbol vasatın üzerine çıkmadı ve Beşiktaşlılar’ı da tatmin etmedi. Mustafa Denizli’nin takımı hem kimlik hem motivasyon olarak çok daha yukarılara taşıması lazım. Yoksa bu takımın işi bu şekilde çok zor.
Mustafa Denizli’nin kehanetleri!
19 Aralık 2009 Yazan Ertürk Yıldırım
Kategori Sergen Yalçın

Aslında sonuç çok fazla sürpriz değil. Neden? Çünkü iki teknik direktör de maça çıkarttıkları kadrolarla bir anlamda oyunun kaderini belirlediler. Özellikle böyle bir zeminde oynanacak oyun açık ve net. Yerden oynamayacaksın, havadan uzun topları tercih edeceksin.
Maçı analiz etmek gerekirse; iki takım açısından da çok iyi bir mücadele oldu. Ağır zemine rağmen takımlar iyi bir futbol sergiledi. Oyuna baktığımızda Mustafa Denizli iki tane yanlış hamle yaptı ki maçı kaybetmesindeki en büyük etken buydu. Böyle bir zeminde formsuz bir Nihat ile başlamak son derece yanlıştı. Denizli aslında maça Nobre ile başlayabilirdi. Oyun çok fazla yerden oynanamayacağı için hava hakimiyeti yüksek olan Nobre tercih edilmeliydi. Denizli’nin ikinci en büyük yanlışı ki, bu maçı kaybetmesine etki etti bence; Ferrari’nin yerine Yusuf’u oyuna sokmasıydı. Yusuf tercihi son derece yanlıştı. Denizli bu dakikalarda takımı daha fazla ayakta tutabilecek birini almalıydı. Mustafa Denizli yaptığı hamlelerle Beşiktaş’a maçı kaybettirdi.
Sıkıntılı süreç
Beşiktaş artık yavaş yavaş sıkıntılı bir dönemin içine girmeye başladı. Denizli bundan sonra şu haftayı bu haftayı bekleyin diyerek insanları avutmaya devam edecektir. Çok akıllı bir teknik direktör. Zaman kazanmasını bilen biri.
Geçen sene Beşiktaş’ın rakipleri Sivas ve Trabzonspor’du. Bu sene Fenherbahçe, Galatasaray ve Kayserispor. Buna dikkat edilmeli.
Beşiktaş kazanması gereken maçları kazanamıyor. Neden? Bobo’nun haricinde ön tarafta üretken oyuncusu yok. Kartal dişe diş oynayan, defansı iyi olan takımlar karşısında sıknıtı yaşıyor. Bugün Mustafa Denizli’nin 1,5 senelik dönemine baktığınınz zaman yapılan transferler Siyah-Beyazlı camiayı sıkıntıya sokmuştur. Alınan oyuncular ve maliyetleri çok fazla. Bu kadar maliyetli oyuncuların alınması son derece yanlıştır. Çok fazla olayın ayrıntısına girmek istemiyorum. Oyuna baktığınız zaman maçı iki üç yönlü değerlendirmemiz lazım. Beşiktaş’ın yaptığı yanlışlarla oyunu Bursaspor’a vermesi gecenin en iyi özetidir.
Bursa’nın hakkını yemeyelim
Bursaspor’un da hakkını yememek lazım. Özellikle Sağlam’ın çıkardığı 11 ve sonda Sercan’ı çıkarıp Ömer Erdoğan’ı sokması Bursa’nın maçı çevirmesinde en büyük etkendi. Hüseyin Cimşir de orta sahada takımını ayakta tutan ismiydi. Bence gecenin adamı Ertuğrul Sağlam’dır.
Not: Beşiktaş camiasını bundan sonnraki dönemde çok zorlu bir süreç beklemekte. Alınan sonuçlar bunu göstermekte. Bunları hem yönetime hem hocayı söylüyorum. Bu takım bu kadroyla hem ligi hem kupayı götüremez.


