Hiç yakışmadı!

03 Şubat 2010 Yazan Ertürk Yıldırım  
Kategori Orhan Yıldırım


ORHAN YILDIRIM

Ezici bir çoğunlukla yeniden başkan seçilen Yıldırım Demirören, “Hatalardan ders aldım” diyor. Ancak daha göreve gelmeden öyle iki hataya imza attı ki, inanılır gibi değil. Başkan bugünden sonra çıkıp, ‘Bana hakaret edildi, ağır eleştirildim’ demesin. Çünkü bu konuda öne çıkan iki isim vardı. Biri Bülent Çağlar, diğeri de Tuğrul Yenidoğan… Çağlar sahibi olduğu, Serencebey gazetesinde, söylenmedik söz bırakmadı. Dalga geçti, geçirtti. Şimdi ise Beşiktaş Futbol Yatırımları A.Ş’ nin başına geçti. Çok yüksek maaşla işe alındığı bilinen gerçek. “Kulübü artık profesyoneller ile yöneteceğim” diyen Demirören, sanki Koç, Sabancı gibi grupların birinin CEO’sunu transfer etti! Büyük düşünüp, küçük icraat yaptı. Maalesef yanındakiler de, öncekiler gibi izlemekle yetindi. Yazık!

Yenidoğan’a gelince söylemekle, yazmakla bitmez. Sadece küçük bir örnek verelim. Televizyonda, “16.10.1964 bu tarihi unutmayın. Kulübün kara günlerinin başladığı zamandır” diyerek, Başkan’ın doğum gününe atıfta bulunuyordu. Başkan’a destek veren herkesi yancılıkla, çıkar sağlamakla, adamı olmakla itham ediyor, akla hayale gelmeyen iftiralar atıyordu. Bu kişi şimdi BJK TV’nin başına getirildi. Birkaç küçük kanalda program yapmaktan öte gitmeyen geçmişi ile o koltuğa oturtuldu.

Bu insanlara suç bulmuyorum. Zira hayat tarzları! Ancak Başkan ve ekibine ne demeli. Aynı seviye inmeyi bakalım nasıl açıklayacaklar? Bu lekeyi nasıl temizleyecekler! Seçim sürecinde kendilerini hırpalayan Habertürk yazarı Meriç Müldür’ü de iletişimin başına geçir de, kare tamamlansın bari! Bundan sonra başkan ve ekibinden kimsenin, kötü söz söyleyene, hakaret edene, benzer davranışlarda bulunanlara tek laf edecek hali yoktur. İlk günden baltayı taşa vurdular. Başlamadan bittiler!

Aksu neden kaybetti

03 Şubat 2010 Yazan Ertürk Yıldırım  
Kategori Orhan Yıldırım

ORHAN YILDIRIM
“Ben kaybedeceğim bir yarışa girmem” diyerek son derece iddialı bir şekilde seçim startı alan Murat Aksu’nun, fark yiyerek seçimi kaybetmesini irdeledik. İşte ortaya çıkan gözlemlerimiz…

1. Bir partiye üye bile değilken, babası Abdülkadir Aksu’nun, AK Parti iktidarının en önemli isimlerinden biri olması ters tepki yarattı. Aksu’nun, gittiği illerde vali ve emniyet müdürleri tarafından karşılanması tepki topladı.

2. Genelde kendi özel iş yaşantısında başarılı, ancak camia içinde hiç bilinmeyen kişileri etrafında topladı. Yönetim listesindeki isimler, Beşiktaş adına ortaya inandırıcı bir proje koyamazken, sadece şahsi kariyerlerini gündeme getirmekle yetindi.

Kürsüde bile agresifti!
3. Mali kongrede Aksu ve ekibinin ibra etmeme yönündeki çıkışı, büyük çoğunluğu oluşturan kararsızları Demirören’e doğru itti.

4. Aksu’nun, elindeki kağıttan okuduğu konuşması dahil tüm söylemlerinde çok agresif bir tutum sergilemesi ters tepti.

5. ‘Değişim’ diyerek ortaya çıkıldı, ancak inandırıcı ve üyeleri ikna edici bir tane bile proje açıklanmadı. Bu da gerektiği kadar sinerji yaratmadı.

6. Propaganda süresi boyunca başkanın ne yaptığına, neler söylediğine bakmadan salt eleştiri yapmaktan öteye geçemedi. Sadece borç konusuna takılı kaldı ki, bu zaten en çok dillendirilen ve bıkkınlık yaratan durumdu.

7. Bugüne kadar neredeyse tüm kongrelerde sürekli kaybeden tarafta olan kişilere inandı. O fikrilerle yola çıktı. Karşı söylemleri kulak arkası etti.

8. Futbol takımı ile ilgili camianın beklentilerini tatmin edici söylemlerde bulunmadılar.

En zayıf rakipti
SONUÇ: Aslında Aksu, başkanın karşısına çıkabilecek en zayıf adaydı. Bir başka isim olsaydı, seçimi kazanma ihtimali çok daha yüksek olur, en azından bu kadar fark olmazdı. Zira, ‘siyasete’ kapalı olan camia, istemeyerek siyasetin göbeğine çekilen Aksu’yu yuttu! Faruk Pala’nın listelerin verilmesinin son gününden sonra ayrılması ise, bizce bir rastlantı değil, bu konuda ortaya konan başarılı bir senaryo idi. Ayrıca Aksu’nun seçim sonrası, ilk olarak Kaan Ark ve Kadir Kılıç’a gösterdiği tepki ve tavır da, beklenmeyen sonun dışa vurumu idi. Bir alternatif olarak kalite getiren Aksu, Hasan Arat ve Fikret Orman gibi ortadan kaybolma yerine düzeyli muhalefet liderliğine soyunursa, gecikmeli de olsa başkanlık koltuğuna bir gün mutlaka oturacaktır.

Listelere bakarken

25 Ocak 2010 Yazan Ertürk Yıldırım  
Kategori Orhan Yıldırım

ORHAN YILDIRIM
Malum ay sonunda seçim kongresi var. Başkan Yıldırım Demirören ile rakibi Murat Aksu çalışmalarını tam gaz sürdürüyorlar. Meslek yaşamımız boyunca Beşiktaş’ta bir çok kongre gördük. Ancak böylesi gerçekten bir ilk… Daha önceki seçimlerde herkes başkan adayına oy verir, adayın ismine göre destek verirdi. Ancak bu kez, durum terse döndü. Listelerin kesin hali bekleniyor herkes ince eleyip, sık dokuyor. Şu ana kadar yönetime girmesi kesinleşen isimlere baktığımızda, üyelere heyecan verecek kimse yok gibi…

Kim gelirse, gelsin
Önce Murat Aksu başladı ekibini tanıtmaya… Ancak en küçük bir sinerji yaratacak, ‘Bak işte bu adam 10 numara’ dedirtecek biri henüz çıkmadı. Hele Gülengül Altınsay’ın açıklanması, ‘en zayıf halka’ olarak karşımızda duruyor. Aksu’nun listesine giren isimlerden Koray Deniz dışında hiçbirini camianın içerisinde göremedik. Kulübün yapısını, organlarını, dinamiklerini bilmeyen bu isimler, umarız çekirdek kadro değildir. Maçlara bile doğru dürüst gelmeyen insanların, sadece etiket uğruna yönetime talip olmasını kesinlikle doğru bulmuyoruz.

Başkan Yıldırım Demirören’e gelince… Çok iyi biliyoruz ki, telaffuz ettiği kişiler, sadece tüzük gereği listeyi tamamlamak adına… Yine de Profesör Doktor Mete Düren öne çıkan bir isim. Adalı Holding’in sahibi Serdal Adalı’nın da getirisi ortada. Ancak Yıldırım Demirören asıl ekibini seçime günler kala duyuracak. İcraatın başına geçecek olan bu isimlerden; Mansimov, Sabancı, Acar gibi ekonomik gücü önde olan simaların karşımıza çıkması muhtemel.

Sonuçta Aksu’nun aday olarak öne çıkması, kuşkusuz kulübe yaradı. Çünkü çok kaliteli bir yönetim yola çıktı. Seçimde başkan kim olursa olsun, inancımız göreve gelecek ekibin Beşiktaş’a Beşiktaşlı’ya nefes aldıracağıdır

Saat gibi çalışıyor

18 Ocak 2010 Yazan Ertürk Yıldırım  
Kategori Orhan Yıldırım

<br />
ORHAN YILDIRIM

Mustafa Denizli bu, ne zaman ne yapacağı hiç belli olmaz. Kendi deyimi ile en fazla 15 dakika oynayabilecek durumda olan Holosko’yu ilk 11’de sahaya sürdü. İyi de etti. Slovak oyuncu, oynadığı dakikalar içinde neredeyse üç idmanlık efor sarfedip, kondisyon depoladı. Ardından daha takım ile bir idmana bile çıkamayan İsmail’e şans verdi. Bunlar olurken, golcüler yoktu ortalıkta… Serdar yine her topu ya ezdi, ya rakibe verdi. Ya da rakip kaleciye geri pas attı!

Tamamen değişik ve yedek ağırlıklı kadro ile çıkılan maçta genç Necip müthiş direnç gösterdi. Adam kovalamayı sürdürüp, topları biraz daha kullanması halinde üstüne koyacaktır. Elbette rakibi beklemeden topa ilk hamle yapmayı da ihmal etmemesi lazım. Bunu yaparsa Fink’i taca atar!

Hamburg, Bundesliga’nın dişli ekiplerinden biri. Genç, koşan, rakibi bozan, takım oyunu ve disiplini ön planda tutmasını bilen bir takım… Kartal bu tür rakiplere karşı zorlanıyordu. Ancak dün şunu gördük; eksikler, değişen isimlere karşı ortaya konulan mücadele olumluydu. Beşiktaş, kampta değişimi öne çıkardı. Eskiden önce rakibi bozup, sonra skora gitmek istiyordu. Şimdi ise, mücadele edip oyununu oynuyor. Rakibi etki altına alıyor. Her hattı ile maçta üstün olan Beşiktaş, çok gol kaçırdı. Kalesinde de biri direkte patlayan pozisyonlar verdi.

Savunmada Kaş ile Toraman uyum içindeydi. Uğur üretken, Tabata aralara öldürücü paslar attı. Nihat, Tello ve Bobo’nun oyuna girmesiyle birlikte takım tamamen ofansif oyuna yöneldi. Ancak en büyük övgüyü ise Ramazan hak etti. Tribünlerin ambulans isteğine ilgililer seyirci kalırken, Ramazan hakemi uyarıp, kenarda bekleyen sağlık ekibinin oraya gitmesini sağladı ve alkış aldı. Aferin Ramazan… Gözü Kartal bakışı gibi hem içeride, hem de dışarıda!

Nihat’ın dönüşü

18 Ocak 2010 Yazan Ertürk Yıldırım  
Kategori Orhan Yıldırım

<br />
ORHAN YILDIRIM
Daha bir hafta oldu izin biteli. Tam anlamıyla üç tane iki tane çift kale maç oynanabildi. Bu şekilde bile, Beşiktaş’ın futbol anlayışı, rakibin önüne geçmesini bildi. Skor hiç önemli değil elbette. Kartal sahada ısıran bir kimlik kazanıyor kampta. Denizli resmen ekibini kimyasını, fiziğini, biyolojisini değiştiriyor! Oyuncular da hocalarına ayak uydurmak için ne var ne yok ortaya koyuyorlar. Bunların başında da Nihat geliyor. Sezon başı kampını kaçıran yıldız oyuncu, ikinci devre öncesi müthiş çıkışla start aldı. Tello, Sivok, Tabata, Ernst. Yedeklerden Erkan, Erhan, Rıdvan gibi isimler de yeniden yarışa dahil oldular. Ramazan güven verirken, Nobre hala golsüzlük virüsünü taşıyor!

Bir de madalyonun öbür yüzüne bakalım. Rakip Hollanda liginin dişli takımlarından. Çok koşup, oyunu bozuyorlar. Dirençli ekip. Beşiktaş bu tür takımlara karşı kanatları iyi kullanamıyor. Topu çok tutup hakim olmasına rağmen, oyunu istediği şekilde yönlendirmede güçlük çekiyor. Dün gece de kanatlardan etkili gelemedi. Oysa takımını sistemi buna uygun. Nitekim Ekrem’in taşıdığı topta Nihat estetik bir gol attı. Böyle olabilecek bir sürü pozisyonda istediği topları alamadı. Bu durum ikinci yarı da yapılan değişikliklere rağmen sürünce bu kez kendi kanada geçip orta niyetiyle attığı golle maçın da skorunu belirlemiş oldu aslında. Hakemin ‘uydurma’ penaltısı kötü yönetimini zirveye çıkardı.

Seçimin sonucu ne olur?

18 Ocak 2010 Yazan Ertürk Yıldırım  
Kategori Orhan Yıldırım

Hemen belirtelim… Ay sonundaki seçim kongresinde kazanan Beşiktaş olacak. Zira çok adaylı kongreler kalite ve rekabet, bu da sağlam yönetim kurulunu kulübün başına getirir. Ancak asıl sorun bu değil. Bekliyorduk ki, bu kez farklı olsun. Maalesef daha şimdiden kılıçlar çekildi. Daha öncekiler aranır oldu. Şöyle ki, adaylar birbirlerine neredeyse düşman kesildi. Belden aşağı vurmalar, atıp tutmalar hızlandı. Bu durum Beşiktaş’a yakışmıyor.

Doğal olarak gönlünden geçen üye, istediği adayı destekler. Bunu yaparken de karşıdakilere saygı duyar. Aynı yolun yolcusu olduğunu unutmaz.

Bu süreçte adaylar ne yapıyorlar onlara bakalım. Başkan Yıldırım Demirören sessiz sedasız çalışmalarını sürdürüyor. O kadar tacize rağmen tek kelime etmiyor, ettirmiyor. Murat Aksu ise mizacının dışına çıktı. Verdiği röportajlarda dozu giderek artan bir uslup ile, aba altından sopa gösteriyor. Oysa çok iyi tanıdığımız Aksu bu değil. Yumuşak yüzlü, olaylara serin kanlı yaklaşan karekterde. Anlaşılan yanlış yönlendiriliyor. Etrafında tıpkı başkanınkine benzer ‘kişiler’ yuvalanmış sanki! Bindiği dalı kesiyor. Sadece son konuşmasında suçladığı Fulya’nın müteahiti Yaşar Aşçıoğlu, “Yaptığım anlaşmada Demirören ve Aksu’nun” imzaları var diyerek derin bir yara açtı.

Camiada her iki aday ile ilgili konuşulan onca şey var. Yalan, dolan, iftira, akla ne kadar bu yönde konu gelirse hepsi mevcut. Bunların önüne geçmek de, yine Demirören ve Aksu’ya düşüyor. Seçim öncesi atılmaya çalışılan düşmanlık tohumlarını çürütmek ellerinde. Özellikle de Aksu’nun son çıkışları kenara bırakmasını umuyoruz. Zira, gerginlik, vurup kırmak dökmek, Beşiktaş’ta asla prim yapmaz. Sağ duyulu camia; kaliteli yönetim listesi, plan proje ve yeni fikirler bekliyor. Şu an için bunu göremiyoruz. Umutla bekliyoruz. Beşiktaşlı duruşunun beklediği saygı, kalite, şeffaflık… Sözün özü boş laf değil, icraat bekleniyor.

THY’nin ayıbı…
Türk Hava Yolları, ünlü İspanyol kulübü Barcelona’ya sponsor oldu. Global dünyada çok normal karşılanacak bir olay. İyi bir düşünce. THY bir sezonda 6 kupa kazanan takımla iş birliği ettiğini lanse ediyor. Aynı THY, içerde iki kupayı birden kaldıran Beşiktaş’a ise farklı gözle bakıyor. Kulübün tüm seyahatlerde kullandığı özel uçak kiralama sistemine ayrıcalık tanımayıp, bir de üstüne zam koyuyor.

Ve yine aynı THY, Haluk Ulusoy döneminde kapadığı sponsor musluğunu milli takımda yönetim değiştiği anda aniden açmakla da övünüyor. Demek ki at, sahibine göre kişniyor!

Terim’i geri alın!“Türk futbolunun başı milli takımdır. En geç yirmi gün içinde Fatih hocanın yerine kimsenin laf edemeyeceği birini getireceğiz. Yabancı ve bu konularda büyük tecrübe sahibi biri olacak…” Bu sözler Terim’in istifasının ardından Federasyon Başkanı Mahmut Özgener’in ağzından çıkanlar. Aradan aylar geçti, sözler uçup gitti. Milli takımlar sorumlusu Levent Kızıl ve başkan Özgener bu konuda sınıfta kaldılar. Bari Fatih Terim’i geri getirsinler. O da, “Bir çok takım sırada bekliyor” demişti. Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş misali olsun bitsin bu iş.

Fabian Ernst yatsın!
Alman oyuncu takımın en çok koşan ismi. O da yorulunca son dört maçtaki düşüş kendiliğinden ortaya çıktı. Fabian için kondüsyoner Stefano özel bir program hazırlamış. Ernst çalışırken dinlenecek. Bunu da daha çok kapalı havuzda yüzerek gerçekleştirecek. Böyle olunca da takım arkadaşları ilk günden, “Yat bakalım” diye takılmaya başladılar bile…

Sekizin laneti
Okuyucumuz Ufuk Naici, ilginç bir saptamada bulunmuş. Kendisi, “Liverpool’a 8 golle mağlup olduk. Tabata’yı 8 milyon Euro’ya transfer ettik. Ligde 8’de 8’den sonra düşüşe geçtik. 8 numaralı futbolcumuz Nihat Kahveci’nin performansı bizi tatmin etmedi. Manisaspor’a kupada yenildiğimiz maçta 8 futbolcumuz eksikti” diyor… Rakamların dili, bazen böyle çıkıyor ortaya demek ki!

Kupaları bırakmaz

18 Ocak 2010 Yazan Ertürk Yıldırım  
Kategori Orhan Yıldırım

<br />
ORHAN YILDIRIM
Beşiktaş iki kupayı birden elinde tutuyor. Şimdi herkes soruyor, ‘Bu takım ne yapar’ diye.. Peşinen söyleyelim; ikisini de bırakmaz! Sezonun ilk yarısı geride kaldı. Koca devrede yapılan tüm maçlarda üst üste aynı kadro ile maç yapamadı Kartal. Filip Holosko, Mert Nobre, Nihat Kahveci, Yusuf Şimşek, İsmail Köybaşı, Batuhan Karadeniz, Serdar Özkan ve hatta Rodrigo Tabata ile İbrahim Toraman’dan tam verim alamadı. Kamp döneminde teknik ekip mutlaka bu sorunları çözecektir. Tek problem Delgado. Arjantinli oyuncunun, iyi olduğu dönemde bu takıma katkısı olmadı. Süper Kupa’da Galatasaray ve İsviçre’de Zürih maçları dışında kurtardığı karşılaşma görmedim. Bu yüzden Tabata’nın Gaziantep’teki çıkışına yönelmek lazım.

Bu böyle gitmeyecektir. Sakatlar dönüyor. Formsuzlar kampı bekliyor. Takıma geç katılanlar üstüne koyuyor. Denizli’nin dediği gibi bazı maçları kulübe kazanır. Şimdi bir oyuncunun kenara bakıp, Erhan, Uğur, Erkan gibi isimleri görüp oynaması var, bir de Holosko, Nihat, Yusuf, Nobre gibi yıldızlar kulübede iken görev yapması var. Bazı maçlarda 18’i bulmakta bile zorluk çeken Kartal’ın bu sendromu ortadan kalktığında, bambaşka bir takım olacak karşımızda. Ayrıca Beşiktaş için iç ya da dış sahada oynamanın da önemi yok. Zira deplasmanda daha rahat oluyorlar. Tek endişe seçimlerin takıma olumsuz yansıma olasılığı. Bu handikapa kenar yönetimin önlem alacağı da ortada. Bütün bu olumlu düşüncelerin ışığında çifte kupaya en yakın takım Beşiktaş’tır.

Bu da yetmez
Nasıl Fulya’daki kompleks Beşiktaş’ın yüz akı, kulübe gönül veren herkesin göz bebeği ise, ortadaki görüntü de bir o kadar rezaletti… Aşçıoğlu Firması, sahipsiz gördüğü Şan Ökten Kamp Binası’na bakın ne yaptı? Önce ‘burası her an yıkılabilir’ diyerek, bina yerine firma sahibi Yaşar Aşçıoğlu’nun adının verileceği yeni tesis yapımını önerip kulüple anlaştı. İmza kampanyasında rakamlar on bini geçince anlaşma rafa kaldırıldı. Alt yapı ise ‘bina yıkılacak’ diye saha kenarındaki konteynerlara hapsedildi. Şu an kamp binasında Aşçıoğlu’nun inşaatlarında çalışan işçiler yatıp kalkıyor.

Fulya’daki çöplüğün haber olduktan sonra kaldırılması olumlu gelişme. Ama yeterli değil. Derhal kamp binasının boşaltılıp, yerine yenisinin yapılması lazım. Kulüp binasının buraya taşınacağını başkan söylemişti. Buna uygun projenin hayata geçirilmesini bekliyoruz. Ancak Aşçıoğlu’nun Fulya’yı özel şantiyesine çevirmesine böylece nokta konabilir. Yoksa bugünkü çöp yığını, yarın daha beter bir görüntü çıkarır ortaya.

Dünyada da yok, 2016′da da!

18 Ocak 2010 Yazan Ertürk Yıldırım  
Kategori Orhan Yıldırım

ORHAN YILDIRIM

Türkiye Futbol Federasyonu hafta içinde EURO 2016 için logo ve tanıtım toplantısı yaptı. Bekledik ki, Beşiktaş’tan bir ses, seda çıksın… Zira Federasyonun belirlediği statlar içinde İnönü yok. Bayern Münih, Barcelona, İnter, Real Madrid, Liverpool, Chelsea, Manchester United, Lyon gibi bir çok dünyaca ünlü kulübün sahalarında maçlar izledik. Kore’de Dünya Kupası için yapılan modern sahaları gördük. Evet statlar gerçekten müthiş. Ancak İnönü gibisi yok. Hani derler ya ‘Allah’ın bir lütfu’ diye, işte öyle bir şey. Boğazın dibinde, bir ayağı Avrupa, diğeri Asya’da kentin merkezinde. Ulaşımı, girmesi, çıkması en rahat stat. Yani arasan, tarasan koca dünyada eşi benzeri yok. Oysa Federasyonun yapması gereken İnönü’ye endeksli bir tanıtım olmalıydı. Yoksa futbola ilgisiz kent Kayseri, daha temeli atılmamış, Bursa, Eskişehir, yapımı yılan hikayesine dönen Seyrantepe, dağın başına kondurulan ve büyük tepki alan Olimpiyat ve başkan Özgener’in memleket torpilli İzmir, işin içine katılıyor. Ülkenin futbol düşkünlüğü ile bilinen Karadeniz’den bir Trabzon ve Samsun da ‘es’ geçiliyor. Merak ediyorum başkan Mahmut Özgener, Lütfü Arıboğan ve futbolun içinden gelen Levent Kızıl bunu hangi akla, mantığa hizmet için alıyor.

Sözler unutuluyor!
İnönü için yeni proje hazır. Para da, pul da… İzin için değişiklik istendi. Anında yapıldı. Turizm Bakanı’nın, “Size başka yer gösterilim orada yeni stat yapın diyebildi. Yazık! Önce rahmetli Hasan Doğan söz verdi. Ardından Özgener devam ettirdi. Başbakan seçim döneminde Conrad’taki toplantıda söz verdi. Kongre üyesi Cumhurbaşkanı garanti verdi. Bir çok bakan, bürokrat, millet vekili, belediye başkanları tam destek ilan etti. Ama hepsi sözde kaldı. İnönü için hala tüm izinler alınamadı. Sürünceme devam ediyor. Bu süreçte Fenerbahçe’nin stadını nasıl yaptığını herkes biliyor!Devlet TOKİ aracılığı ile işi gücü bırakıp Galatasaray’ınkini yapıyor. Beşiktaş’a gelince, atılıp tutulan sözler havada kalıyor. Bunun için sadece mevcut başkan ve yönetim değil, ilk başta muhalefet lideri Murat Aksu olmak üzere; ‘Beşiktaşlıyım’ diyebilen herkese iş düşüyor.

Ya Beşiktaş olmasaydı

11 Aralık 2009 Yazan Ertürk Yıldırım  
Kategori Orhan Yıldırım

ORHAN YILDIRIM

Hep birlikte Beşiktaş’a yüklenmek, al aşağı etmek için büyük uğraş veriyoruz! Ne zaman en küçük olumsuzluk olsa, anında gündeme yapıştırıyoruz. Aşağıdaki maddeler, bu durumu daha iyi açıklıyor…

1. Sezon çifte kupa ile bitiren bir kulübün başkanına, daha 5’nci hafta yakışıksız tepkiler başlıyor. Oysa; Adnan Polat, Sadri Şener ve Aziz Yıldırım çok daha geride kalmalıran rağmen bu tür ‘rezalete’ hiç maruz kalmadılar. Kalmazlar da…

2. 8 Milyon Euro ve Tabata konuşluyor aylardır. Tabata’nın ayrılmasından sonra Gaziantep nerdeyse dibe vuracak. Ama 11’e alınan ve Fenerbahçe’de varlık gösteremeyen Mehmet Topuz’u ağzına alan yok. Ayrıca Kayseri de lider durumda!

3. Borçlar dillendirilip duruyor. 200 milyona yakın borç var, doğru. Ama Fenerbahçe’nin iki, Galatasaray’ın ise üç katı olduğunu bilip, duyan var mı!

4. İnönü Stadı için İTÜ’nün kullanılmaz raporu var. Yönetimin finansmanı, projesi her şeyi hazır. Yenilemek istiyor. İzin yok. Diğer yandan Fenerbahçe kaçak inşaat ile yeniliyor. Yandaki okulu bile alıyor. TOKİ, Galatasaray’a kendi imkanları ile stat yapıyor. Trabzon sırada bekliyor.

5. Tam 118 kez milli olmuş Rüştü gibi bir kaleciye İnönü’de yapılmadık hakaret kalmıyor. Rakipler gülüyor, dalga geçiyor. Oysa tabela ortada. Yerden yere vurulan kalede sadece 6 gol var.

6. Denizli’nin artıları kadar eksileri de çok. Ama kendini bilmez birilerinin çıkıp hocalığını tartışmaya açma “saçmalığı” yapılırken, diğerleri baştacı.

7. Rakipler çim sahalarda, konforlu tesislerde çalışırken, altyapısı konteynerlere sığdırılan Beşiktaş’a elini uzatan yok.

8. Fulya gibi göz kamaştıran bir projenin hayata geçirilmesinde ortaya atılan engeller, konu diğer takımlar olduğnuda ört-bas ediliyor.

9. Kongreye aylar varken seçim havası yaratmaya çalışanlar, diğer kulüplerde tam tersini yapıyor.

10. İsmail, Erhan, Kaş, Batuhan’la kazanılan United zaferi, ‘rakip yedeklerle oynadı’ diye küçümseniyor.

Saymakla, yazmakla bitmez.. İAcaba bu kulüp olmasaydı, Türk spor kamuoyu saldırmak, yıpratmak, bu yönde akla gelen her şeyi yapmak için ne yapacaktı, kiminle uğraşacaktı!

Tehlikeli oyunlar

04 Aralık 2009 Yazan Ertürk Yıldırım  
Kategori Orhan Yıldırım

ORHAN YILDIRIM

Takip edenler bilir, Kartal’ın lider ile arasında 12 puan olduğu dönemde bile, “Bu takım ligin en iyi kadrosuna sahip, yine çifte kupa kazanır. Yeter ki kendi içinde ayrılık olmasın” türünden görüşlerimizi sunmuştuk. Bunları ‘ben demiştim, bakın oldu’ şeklinde lanse etmeyeceğiz. Kapıda bekleyen gizli tehlikenin üstünde duracağım.
Aslında bilinenin aksine; insanın en zayıf olduğu an, en güçlü olduğu dönemdir. Zira böyle anlarda herkes etrafında el pençe durur. Siz de ‘Vay anasını ben neymişim… Her dediğim, yaptığım doğru’ türünden düşüncelere kapılırsınız… İşte Beşiktaş, şu an o durumda. Yoksa takip edenler bilir, Kartal’ın lider ile arasında 12 puan olduğu dönemde bile, “Bu takım ligin en iyi kadrosuna sahip, yine çifte kupa kazanır. Yeter ki kendi içinde ayrılık olmasın” türünden görüşlerimizi sunmuştuk. Bunları ‘ben demiştim, bakın oldu’ şeklinde lanse etmeyeceğiz. Kapıda bekleyen gizli tehlikenin üstünde duracağım.

Artık yaşam tarzımız haline gelen Beşiktaş’ı yakından takip ediyoruz. Oyunculara her önüne gelen aynı yaklaşımda bulunuyor. Doğal olarak etkilenmemek mümkün değil. Herkes kendini dev aynasında görme yolunda… Zaten sezon başı yaşanan sıkıntı da bu yüzden… Aynı davranışlar sayesinde, ‘Nasıl olsa, en büyük topçular bizleriz. Çıkıp her takımı yeneriz’ mantığı ile kayıplar geldi. Başta teknik ekip ve futbolcuların bu oyuna gelmemeleri gerekiyor. Dikkat!

Bir diğer ve daha da önemlisi başkanın durumu… Daha birkaç hafta öncesine kadar yanında kimseyi bulamayan Yıldırım Demirören, müthiş bir çember içinde! “Padişahım sen çok yaşa” diyen dalkavuklar çöreklenmiş dört bir yanına… Hani ocak ayında kongre var ya, yönetime gireriz arayışındalar. Ya da bir yerlerde kalma düşüncesi ön planda… Ancak camiada üyelerin büyük çoğunluğu bu kez başkan adayından ziyade oluşturacağı yönetim listesine bakacaklar. Görünen o ki, eğer başkan bunu yeterince algılamazsa hiç de ummadığı bir seçim sürprizi ile karşılaşabilir.

Bütün bunların ışığında elbette taraftarı unutmamak lazım. Ders vermeye kalktılar, ancak yanlış konular üstünde durup alay konusu oldular. Fenerbahçe zaferinde ise başroldeydiler. Bu durum devam etsin, sezon sonu İnönü Stadı’nda yine çifte kupa festivalinde bir araya gelirler.

Sonraki yazılar »